Yeni bir mühendislik (ve eğitim) anlayışının gerekliliği üzerine

2011 senesinde, Mühendishane projesi üzerine ilk çalışmaya başladığım dönemde amacım malzeme bilimi konuları üzerine Türkçe eğitim kaynakları sunan bir platform yaratmaktı. Zamanla projenin benim gözümdeki anlamı ve neye hizmet etmesi gerektiği sorusunun cevabı değişti. Proje ilk başta eğitimini aldığım konu üzerine açık eğitim kaynakları oluşturma motivasyonu taşırken, zamanla, ben malzeme biliminin önemini kavradıkça, bu alanın taşıdığı gerçek potansiyeli aktarma amacını taşıyan bir platforma dönüştü.

Malzeme bilimi, içinde yaşadığımız dönemin önemli sorunlarına çare sunabilecek bir potansiyele sahip olmasına rağmen, maalesef, özellikle Türkiye’de, çok dar bir kapsama sıkışmış, belli birkaç temanın içine hapsolmuş bir alan olarak kalmış durumda. Bu demek değil ki bu önemli dediğim alanlarda çalışan hiç kimse yok, elbette gayret gösteren insanlar var. Ancak özellikle Türkiye’de yapılan araştırmaların genel durumuna baktığımızda dünyanın gerçekliğinden biraz kopmuş, geleneksel çalışma konularının sürekliliğinde kendini akışa bırakmış, gerçek problemlerden ziyade çözebileceğine inandığı ya da çözme alışkanlığı geliştirdiği ve hatta bazen iyice ileri giderek var olduğuna kendini inandırdığı problemlerle uğraşmayı tercih eden bir alan halini almış durumda diye düşünüyorum. Bu duruma belki de akademideki yayına dayalı başarı kriterinin bir sonucu diye bakmak lazım. Sayısız örnek verebilirim, ama bu yazının amacı bu değil.

fil dişi kule
Fildişi kuleden dünyaya saçılanlar (İllüstrasyon: Leslie Herman)

Malzeme bilimi temiz enerji, küresel sağlık ve iklim değişikliği gibi büyük problemlere gerçek çözümler üretme potansiyeline sahip bir alan. Ancak bu sorunlara odaklanmak yerine yukarıda bahsettiğim şekilde kendi alışkanlıkları doğrultusunda çalışmaya devam eden bir eğitim ve araştırma kurgusunda, sanırım malzeme biliminin gerçek çözümler üretmesi pek sık gördüğümüz bir durum olmayacak.

Mühendisliğin içine sıkıştığı dar çerçeve

Bu çözümsüzlüğün temel nedenlerinden bir tanesi, endüstri devrimi sonrasında Batı düşünce sistemiyle şekillenen eğitim anlayışının, bizi belli alanlarda uzmanlaşmamız ve bu alanların dışına pek çıkmamamız gerektiğine inandırmış olması diye düşünüyorum. Halbuki endüstri devrimi öncesinde böyle bir durum söz konusu değildi: Hangi bilim adamı ya da mühendisin hayatına baksanız, mekanik, optik, biyoloji, astronomi ve felsefe gibi birçok farklı alanda çalışmalar yaptıklarını, merakının peşinden giden ve merakını beslemekten haz duyan bu insanların çalışma konularıyla ilgili olarak pek sınır tanımadıklarını görüyorsunuz. Ama endüstri devrimiyle hayatımıza giren standartlaştırma düşüncesi eğitime de sirayet etmiş ve standart meslekler, standart eğitim müfredatları ve maalesef standart bireyler yaratmış durumda.

Akademi geçmişi olan ve sanayide çalışan biri olarak, artık mevcut eğitim anlayışımızın ve meslek tanımlarımızın büyük ölçüde geçerliliğini kaybetmiş olduğuna yürekten inanıyorum. Endüstri devriminin dördüncü evresinin tartışıldığı bir dönemde, aslında endüstriyel sürecin sonrasını tanımlayan, yeni bir zihniyeti de beraberinde konuşuyoruz. İnternet ve yazılım dünyasındaki gelişmelerin bir neticesi olarak veri içinde boğulduğumuz bir sürece girerken, artık daha fazla veri üreten değil, bu verileri yorumlayabilen, dünyada olup bitenleri, birbirinden bağımsız görünen farklı gelişmelerin arasındaki bağlantıları anlayabilen ve değerlendirebilen insanlara herkesin ve her kurumun çok ama çok ihtiyacı var. O nedenle mesleği, branşı her ne olursa olsun, bu meslek ya da branşın temas ettiği diğer alanlarda da kendini geliştirmiş, mesleğine ait konuları sadece uzmanlık alanının bilgisine mahkum bir çerçevede değil, aynı zamanda sosyal, siyasi, çevresel ve ekonomik açıdan da kavrayabilen ve anlatabilen kişiler, içine girdiğimiz dönemin kazananları olacak diye düşünüyorum.

merak
Dünyayı merak kurtaracak. (İllüstrasyon: Andrea Tsurumi, A Velocity of Being, Letters to a Young Reader‘dan alıntı.)

Yeni bir mühendislik anlayışına doğru

Bu düşünceler son birkaç senedir aklımı kurcalıyordu, ancak bu düşünceleri Mühendishane projesiyle örtüştürmek yönünde herhangi bir çalışmam olmamıştı. Bir süredir bu düşünceler ekseninde belirlediğim ve kendimce önemli olduğuna inandığım öncelikli alanlara odaklanmaya çalışıyorum. Özellikle kaynak kıtlığı ve krizlerin (enerji, iklim, su, nüfus, vb.) şekillendireceğine inandığım bir dünyada,

  • Sanayi, üretim ve otomasyonun geleceği,
  • Sürdürülebilir tarım ve gıda üretiminin geleceği,
  • Akıllı şehirler ve şehir yaşamının geleceği,
  • Perakendenin geleceği
  • Eğitimin geleceği

konularını malzeme bilimi çözümleri ve yeni teknolojiler vurgusuyla, ama konuların sosyal, ekonomik ve siyasi boyutlarını da ihmal etmeden anlamaya çalışıyorum. Çünkü malzeme bilimi ve mühendisliği okumuş birisi olarak kendimi sadece dar bir uzmanlık alanı kapsamında tutmanın kabul edilebilir olduğu yılları geride bıraktığımızı düşünüyorum. Kendi alanımızda uzmanlaşacağız elbette. Ama artık kendi mesleğimizi çekirdek kabul edip, dünyanın boğuştuğu büyük sorunlarla mesleğimizin temas ettiği tüm alanlarda kendimizi geliştirmek ve dünyayı anlamak adına gayret göstermemiz gerektiğine yürekten inanıyorum.

kum krizi
İklim, nüfus ve enerji gibi krizler yanında, su, kum ve benzeri kaynak kıtlıkları geleceğin dünyasının şekillenmesinde büyük rol oynayacak. Kum krizi hakkında bir yazı için resme tıklayabilirsiniz.

Elbette bu konuda benim yapabileceklerim sınırlı: Bu görüşleri paylaşmak ve yardımcı olacağına inandığım eğitim kaynaklarını da sunmak dışında, benim yapabileceğim daha fazla bir şey pek yok.  Mühendishane’de bunu bugüne kadar elimden geldiğince yapmaya çalıştım. Ama artık bu önemli olduğuna inandığım alanlarda da öğrendiklerimi, dikkatimi çekenleri ve aklımda kalanları paylaştığım blog yazılarına ağırlık verme ve Mühendishane’nin blog tarafını biraz daha öne çıkarma kararı aldım. Belki benzer eksende düşünenlere bir başlangıç noktası olarak yardımı dokunur.

Her ne kadar mevcut iş yoğunluğum nedeniyle bu karar akşam ve hafta sonlarından tırtıklamama neden olacak olsa da, elimden geldiğince düzenli olarak yazı yayımlamak için gayret göstereceğim. Eğer siz de bu yeni yazılardan haberdar olmak isterseniz, bu sayfanın en altında bulunan “Takip et” kutucuğundan e-posta aboneliği yaptırabilirsiniz.

kriz
Cehalet mutluluk, ama bilgi erdemdir. Tercih sizin.