Birkaç kitap tavsiyesi

Uzmanlık elbette çok önemli. Ama en az uzmanlık kadar önemli bir diğer konu da, uzmanlığınızı hangi alanlarda ve ne amaçla kullanmayı tercih ettiğiniz diye düşünüyorum. Hollywood filmlerden sizin de aklınızda kalmıştır: Kötü niyetli insanların elinde büyük bir tehlikeye dönüşebilecek çeşitli araçlardan bahsedilir. Uzmanlık da böyle bir şey değil mi? Sahip olduğunuz derin teknik bilgi de doğru alanlarda kullanılmadığı, ya da ne amaca hizmet ettiği sorgulanmadan kullanıldığı takdirde potansiyel bir tehlike değil mi?

Ama madem ki biz iyi niyetli insanlarız, o zaman bir yandan kendi alanımızdaki uzmanlığımızı arttırırken, diğer yandan dünya halleri ve problemleri konularında da kendimizi bilgilendirmeliyiz ki, bilgimizi, uzmanlığımızı ne gibi alanların hizmetine sunabileceğimizi, hangi sorunlara destek verebileceğimizi de fark edebilelim.

Bunu kavramamanın en etkili yolu okumak diye düşünüyorum. Kendi uzmanlığınıza temas eden her alanda, ama sadece mesleki olarak değil, insani yönlerden de ufkunuzu açacak şekilde okumak gerektiğine inanıyorum. Belki bir başlangıç noktası olur düşüncesiyle, ben bu aralar neler okuyorum ve son birkaç ayda neler okudum sizlerle paylaşmak istedim. Belki siz de beğeninize göre bir şeyler bulabilirsiniz. Buyurun, başlayalım.


Son Buzul Erimeden

Levent Kurnaz, 2019

son buzul erimedenİklim değişikliği sadece malzeme mühendislerinin değil, herkesin bilgi sahibi olması gereken bir konu. Ancak iklim değişikliğinin malzeme ya da genel olarak üretim alanında çalışan mühendis ya da mühendis adaylarının özellikle bilgi sahibi olması gereken bir konu olduğunu düşünüyorum. Alınabilecek gerçekçi önlemler bir yana, üretim ve sanayi üzerine yakın bir gelecekte kurulacak baskıları şimdiden öngörebilmek ve buna göre nasıl pozisyon alınabileceğini değerlendirebilmek adına bu konu kesinlikle herkesin radarına girmiş olmak zorunda. İklim değişikliği konusunda bilgilenmek için Türkçe bir kaynak arıyorsanız, Levent Kurnaz’ın bu kitabını tereddütsüz tavsiye edebilirim. Oldukça kapsamlı ve kolay anlaşılır bir dille yazılmış, bilgi dolu bir kitap. Tek naçizane eleştirim grafiklere dair olabilir: Siyah beyaz basılmış bir kitapta renkli grafiklerin kullanılması, birçok yerde grafiklerin anlaşılmasını zorlaştırıyor. Bu ayrıntı dışında kitabı oldukça başarılı bulduğumu söylemek isterim.

lk
Sanırım ilk okuyanlardan oldum. İklim değişikliği konusundaki cehaletimi fark etmemi sağlayan, nefis bir kitap olmuş. Not almaktan kitabı zor bitirdim. Herkese tavsiye ediyorum.

Eşyanın Tabiatı

Mark Miodownik, 2014

eşyanın tabiatıGünlük hayatımızı şekillendiren malzemelere dair hikayelerle bezenmiş, mühendislik bilgisinin bu hikayelere yedirilerek anlatıldığı oldukça keyifli bir kitap. University College London’da akademisyen olarak görev yapan malzeme bilimci Mark Miodownik’in kitabı, bana kalırsa malzeme bilimine giriş derslerinde ek okuma olarak öğrencilere kesinlikle önerilmeli. Bir mühendislik kitabı olmaktan ziyade, malzemelerin günlük hayatımızı ve insanlığın gelişimini nasıl şekillendirdiği üzerine çok keyifli hikayelerle dolu bir kitap olduğunu söyleyebilirim.

Benim favorim, bildiğiniz jölenin yapısını anlamak için yapılan araştırmaların, Wild 2 adlı kuyruklu yıldızın kuyruğundan parça almayı mümkün kulan bir teknolojiye nasıl dönüştüğünü anlatan kısım oldu. Malzeme bilimi konusunda tecrübeniz ne düzeyde olursa olsun, konuya ilgi duyan herkesin keyifle okuyabileceği bir kitap olduğunu düşünüyorum.


Tüfek, Mikrop ve Çelik

Jared Diamond, 1997

tüfek mikrop çelikYirmi yılı aşkın bir süre önce yayımlanmış bir kitap, ben okuyacak fırsatı daha yeni yaratabildim. Okumaya başlayıp biraz yol aldıktan sonra, yirmi yıldan uzun bir süre önce yayımlanmış bir kitabın nasıl hala raflarda kendine rahatlıkla yer bulabildiğini anlayabiliyorsunuz. İnsanlığın hikayesini bu kadar kapsamlı ve nokta atışı yapan hikayeler üzerinden kurgulayabilen başka bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum. Bilenler varsa da önerilerinizi duymaktan memnuniyet duyarım.

Neden Amerika yerlileri Avrupa’yı keşfetmedi de, bunun tersi oldu? Kitabın cevap aradığı temel sorunun bu olduğunu söylersem, herhalde çok isabetsiz bir yorum olmaz. Avrupalı ülkeler okyanusları aşabilecek gemiler inşa edip, silahlarıyla Amerika yerlilerini kolaylıkla avlayabilecek bir düzeye geldikleri yıllarda, Amerika yerlileri nasıl olur da  bu istilaya taşla ve tahta sopalarla karşılık verebilecek bir düzeyde takılı kalmış olabilirler? Bu sorunun kolay bir cevabı yok. Bereketli Hilal’de evcilleştirilmesi kolay birkaç sebze ve hayvanın bulunmasıyla başlayan hikaye, mikroplar ve çeliğin hikayesiyle iç içe geçerek, medeniyetin gelişimine çok katmanlı ve sofistike bir bakış sunuyor. Kesinlikle okumanızı tavsiye edeceğim bir diğer kitap.


Anything You Want: 40 Lessons for a New Kind of Entrepreneur

Derek Sivers, 2011

anything you wantKısa sürede, keyifle okunabilecek bir kitap. Eğer Derek Sivers ve CD Baby’e aşinalığınız varsa daha çok keyif alacağınız kesin. Ama bir şeyler öğrenmek amacıyla okuyacaklar için mesajın nispeten kısıtlı ve bir kitaptan ziyade bir blog yazısıyla da aktarılabilecek düzeyde olduğunu belirtmek isterim.

Kitap temel olarak girişimcilik hayali kuranlara basit bir mesaj vermek istiyor: İşe dair verdiğiniz her kararda müşterinin göreceği faydayı ön planda tuttuğunuz takdirde, başarı olasılığınız artacaktır. Kurduğunuz işin işleyiş biçimine, ya da ürüne dair vereceğiniz en ufak kararda bile “müşteri nasıl fayda görecek” sorusunu sormanızı ve müşterinin maksimum fayda göreceği yönde kararlarınızı vermenizi tavsiye ediyor.

Bu yaklaşımın CD Baby’e nasıl başarı getirdiği aslında kitabın ana teması diyebilirim. Mesaj her ne kadar çok sofistike olmasa da, Derek Sivers’ın güzel anlatımı sayesinde kısa sürede keyifle okunabilecek bir kitap çıkmış ortaya. İş modelleri ve inovasyon konusunda referanslarınızı doğru kurmak için okumanızı tavsiye edebileceğim bir kitap. Ancak bildiğim kadarıyla maalesef henüz Türkçe çevirisi bulunmuyor.


How to Do Nothing: Resisting the Attention Economy

Jenny Odell, 2019

odellHiçbir şey, hiçbir şey yapmadan durmak kadar zor olamaz.

Değerimizin üretkenliğimizle ölçüldüğü bir dünyada, çoğumuz her dakikayı değerlendirmeye, optimize etmeye ya da gündelik teknolojiler aracılığıyla finansal bir kaynağa dönüştürmek için çabalıyoruz. Zamanımızı sayısal değerlendirmelere teslim ediyor, birbirimizin algoritmik versiyonlarıyla iletişim kuruyor, kişisel markalar tasarlayıp, bu markaları yaşatmaya çalışıyoruz.”

Açıkçası son yıllarda okuduğum en özenli şekilde kurgulanmış kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum. Kitabın odak noktası sosyal medyanın olumsuz yönleri değil – bunu anlatan birçok kitap zaten var: Jenny Odell sosyal medyanın yerine ne koyabileceğiniz sorusu üzerine odaklanıyor ve sonuç olarak cevabı biyo-bölgeselcilikte (bioregionalism) buluyor.

Bu bir tavsiye ve “nasıl yapılır” kitabı değil. Sosyal medyayı nasıl bırakırım sorusuna cevap aramıyor, hatta neden bırakmalıyım sorusuyla da ilgilenmiyor. Sosyal medya hesaplarını kapatın ya da telefondan uzak durun gibi mesajlar da vermiyor. Kitap, internet ve sosyal medya sayesinde yaşamlarımızın yerleşmiş bir parçası olan “kişisel marka” kültürünün tamamen dışında bir hayatın nasıl mümkün olabileceği sorusu çevresinde geziniyor.

Bu kitabın bana en önemli katkısı, çevreme verdiğim ilgi ve dikkati sorgulamama vesile olması oldu. Okuduktan sonra yaşamınıza bir şekilde dokunan kitaplara pek sık denk gelmiyorsunuz. Biyo-bölgeselcilik kavramına aşina olmayanlar için farklı bir perspektif ve eğlenceli bir giriş olduğunu düşünüyorum.