Plastik davranışı etkileyen faktörlere genel bakış

Önceki konu başlıklarında belirttiğimiz gibi, kristal yapıya sahip metalik malzemeler, dislokasyonlar sayesinde kırılmadan şekil değiştirebiliyorlar. Şekil değişiminin kökeninde dislokasyon hareketi yattığına göre, bir malzemenin şekil değişimine karşı direncini arttırabilmemiz için, yani malzemeyi güçlendirebilmemiz için, malzeme içindeki dislokasyonların hareketini bir şekilde zorlaştırmamız gerekiyor.

Bir malzemedeki dislokasyonların hareketini zorlaştırdığımız zaman, malzemenin mukavemetinde daima bir artış gözlemliyoruz. Hatta, zaman zaman, dislokasyonların harekete geçmesi çok zorlaştığında, dislokasyonları hareket ettirebilecek kadar yüksek kuvvet uygulamamıza fırsat kalmadan, malzemenin kohezyon mukavemetinin (İngilizce: cohesive strength) aşılmasıyla, malzemenin kırıldığına tanık oluyoruz. Kristal yapıya sahip olmalarına rağmen dislokasyonların hareketsiz kaldığı kırılgan seramikleri, bu duruma bir örnek olarak gösterebiliriz.

İlerleyen konulardan itibaren, dislokasyonların hareketini zorlaştıran, dolayısıyla da malzemelerin mukavemetini etkileyen faktörler ve işleyişler üzerinde duracağız. Bu konunun girişinde, her ne kadar kristal yapıdaki malzemelerin sadece dislokasyon hareketiyle şekil değiştirebildiklerini söylemiş olsak da, bu durumun sadece düşük sıcaklıklar için geçerli olduğunu, yüksek sıcaklıkta malzemelerin şekil değiştirme kabiliyetini arttıran farklı işleyişlerin ortaya çıkabildiğini belirtelim. Yüksek sıcaklıkta ortaya çıkan bu işleyişleri, ilerleyen konu başlıklarında ele alacağız.


Devamı: